Bazen bir yöneticinin olaylara farklı bir gözle bakması, herkesin alıştığı bir ayrıntıyı fark etmesi ve “Bunu neden daha iyi hale getirmeyelim?” diye sorması yetiyor.

Bir kapının girişine konulan danışma masası…

Bir koridora yerleştirilen birkaç canlı çiçek…

Çalışanın hayatını kolaylaştıracak küçük bir hizmet…

Vatandaşın sesini doğrudan yönetime ulaştırabileceği basit bir uygulama…

Bunların hiçbiri tek başına büyük bir değişim değildir. Ama doğru bir yönetim anlayışıyla bir araya geldiğinde, bir kurumun havasını değiştirebilir.

Çünkü yöneticilik yalnızca karar vermek değildir. Çalışanı görmek, vatandaşı anlamak, kurumun eksiklerini fark etmek ve bazen herkesin alıştığı şeylere farklı bir gözle bakabilmektir.

Önceki gün Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulumuzla birlikte, yaklaşık üç ay önce Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı görevine başlayan Başsavcı Fazıl Kandemir’e hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk.

Ancak adliyeye girdiğimiz andan itibaren ziyaretimiz sıradan bir nezaket ziyaretinin ötesine geçti.

Çünkü daha kapıdan itibaren farklı bir hava hissediliyor.

Adliye önüne yerleştirilen Atatürk büstü, merdivenlerde sağlı sollu duran canlı çiçekler, girişte vatandaşın yönünü bulmasını kolaylaştıran Danışma Bürosu…

Bunlar küçük ayrıntılar gibi görünebilir.

Ama adliyeye çoğu zaman hayatının en zor meselelerinden biriyle gelen bir vatandaş için küçük ayrıntıların da önemli olduğunu düşünüyorum.

Hele ki içeri giren vatandaşın “Nereye gideceğim?” sorusuna daha kapıda cevap veriliyorsa…

Bu, kamu hizmetinin insana dokunan tarafıdır.

Aynı anlayışı adliye içerisindeki diğer uygulamalarda da görmek mümkün.

Vatandaşların talep, öneri ve şikâyetlerini iletebildiği QR kod sistemi bunun güzel örneklerinden biri. Burada önemli olan yalnızca bir QR kodun bulunması değil; vatandaşın söylediklerinin dikkate alınması ve çözümü mümkün olan konuların takip edilmesi.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise çalışanlara yönelik düzenlemeler.

Adliye personelinin çocuklarının yararlanabileceği Kreş ve Gündüz Bakımevi, çalışanların iş ve aile yaşamını daha rahat dengeleyebilmesi açısından önemli bir hizmet.

Bunun yanında adliye içerisinde oluşturulan Sağlık Birimi de hem personel hem de ihtiyaç halinde vatandaşlar açısından önemli bir kolaylık sağlıyor.

Kadın ve Erkek Kuaförü ise ilk bakışta küçük bir ayrıntı gibi görünse de çalışanların günlük hayatını kolaylaştıran, zaman kazandıran sosyal bir imkân olarak dikkat çekiyor.

Bütün odalara eklenen klimalar da aynı anlayışın başka bir parçası.

Yazın sıcağında, kışın soğuğunda daha uygun şartlarda çalışmak belki teknik bir ayrıntı gibi görülebilir. Ancak gününün büyük bölümünü o odalarda geçiren personel için çalışma ortamının konforu hiç de küçük bir mesele değil.

Çünkü çalışan kendisini değerli hissettiğinde, bunun işine yansımaması mümkün değil.

Adliye içerisindeki PTT hizmet noktası da vatandaş ve personelin bazı işlemlerini kurumdan ayrılmadan gerçekleştirebilmesine imkân sağlayarak günlük hayatı kolaylaştıran uygulamalardan biri.

Adliyede fon müziği…

Bir de adliyenin atmosferi var.

İçeri girdiğinizde klasik adliye görüntüsünün aksine sakin bir fon müziği duyuyorsunuz.

İlk anda şaşırtıyor insanı.

Çünkü adliye denildiğinde çoğumuzun zihninde ciddi, resmi ve biraz da soğuk bir atmosfer canlanıyor.

Burada ise daha sakin, daha insani bir ortam oluşturulmaya çalışılmış.

Lavaboların yenilenmesi, hijyen ve temizliğe verilen önem, girişteki süs havuzunun elden geçirilmesi de bu değişimin başka ayrıntıları.

Satış mağazası….

Adliyenin giriş katındaki ceza infaz kurumları ürünleri satış mağazasını da unutmamak gerekiyor. Yöresel ürünlerden hediyelik eşyalara, çeyizlik ürünlerden gıdaya kadar farklı ürünlerin uygun fiyatlarla vatandaşla buluşturulduğu bu mağaza, adliyenin toplumla temas eden farklı yüzlerinden biri. Belki de adliyeye yolu düşenlerin bir dahaki gelişlerinde bu mağazaya da göz atmasında fayda var.

Bütün bunları yan yana koyduğunuzda karşınıza sadece fiziki olarak değişmiş bir bina çıkmıyor.

Daha önemlisi, havası değişen bir kurum çıkıyor.

Ve burada asıl dikkat çekici olan, yapılan değişikliklerin büyük bütçeler gerektiren projeler olmaması.

Bir danışma masası…

Bir çiçek…

Bir QR kod…

Bir kreş…

Bir sağlık birimi…

Bir kuaför…

Bir PTT hizmet noktası…

Yeni klimalar…

Temiz ve düzenli alanlar…

Sakin bir müzik…

Bunların tamamı bir anlayışın parçaları.

İnsanı merkeze almak.

Hem çalışanı hem vatandaşı…

Başsavcı Mutkili değilmiş

Bu arada Başsavcının Bitlisli olup olmadığı da kentte merak edilen sorulardan biriydi. Ben de bizzat sordum.

En baştan söyleyeyim; Mutkili değil

Bitlis’te de doğmamış. Ancak, orta okulu Ahlat YİBO’da, liseyi ise Bitlis’te Nurullah Eren Anadolu Öğretmen Lisesinde okumuş. Sonrasında üniversite ve mesleki süreç derken tekrardan yolu yeniden Bitlis’e düşmüş.

Bu kez, kendisini ait hissettiği bu kentte, adaletin tecellisi ve Bitlisli hemşehrilerine hizmet etmek üzere Bitlis Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev başında.

Bence insanın doğduğu yer kadar, kendisini ait hissettiği yer de önemli. Belki de bu nedenle Bitlis’e ve Bitlis Adliyesi’ne bakışında farklı bir hassasiyet görmek mümkün.

Göreve başlayalı henüz yaklaşık üç ay olmuşken ortaya çıkan tablo, vatandaşın adliyede ne yaşadığının ve personelin hangi şartlarda çalıştığının önemsendiğini gösteriyor.

Elbette yapılanları yalnızca üç aylık bir dönem üzerinden değerlendirmek doğru olmaz. Önümüzdeki süreçte çok daha farklı çalışmalar da ortaya çıkabilir.

Ama bugün görünen şu:

Bir kurumun değişmesi bazen büyük projelerle değil, küçük ayrıntılara verilen büyük önemle başlıyor.

Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonunda verilen kararlardan ibaret değil.

Adalete ulaşmaya çalışan vatandaşın gördüğü muamele, o hizmeti sunan personelin çalışma şartları ve devlet kurumunun insana dokunan yüzü de adalet duygusunun önemli parçaları.

Sanırım Bitlis Adliyesi’nde son üç ayda gördüğümüz değişimin asıl hikâyesi de burada.

Küçük dokunuşlar, doğru bir yönetim anlayışıyla birleştiğinde büyük bir dönüşümün başlangıcı olabiliyor.

Ve vatandaşın hak ettiği kamu hizmeti de belki tam olarak böyle bir şey:

Soğuk duvarların arasından değil, insana dokunan bir anlayışın içerisinden hizmet almak.

İlk intiba, açıkçası oldukça olumlu. Üstelik hayata geçirilen bu çalışmaların çoğu, neredeyse adliyelerde ilk olma özelliği taşıyor. Hem Bitlis’i bilen hem de bu kente hizmet etme fırsatı bulan bir Başsavcı var karşımızda. Bundan sonrası ise zaman içerisinde ortaya çıkacak. Temennimiz, görev süresi boyunca Bitlis’in adalet hizmetlerine önemli katkılar sunması, vatandaşın adliyeye olan güvenini daha da güçlendirmesi ve başarılı çalışmalarıyla güzel izler bırakması. Biz de bundan sonraki süreçte kendisini takip etmeye, çalışmalarını ve Bitlis adına atacağı adımları sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyor, Bitlis için hayırlı olmasını temenni ediyoruz…